Merak Ettiklerimiz
Ana Sayfa » Merak Ettiklerimiz
Alerji
Allerji vücudun belli bir maddeye karşı aşırı hassas olması veya allerjenlere karşı organizmada doğuştan veya sonradan gelişen aşırı duyarlılık reaksiyonudur. Gerek tedavi gerekse restorasyon işlerinde kullanılan maddelerin bir kısmının allerji oluşturma potansiyeli bulunmaktadır. Diş hekimliğinde kullanılan materyallere karşı görülen allerji daha çok materyal ile temas eden yerlerde kontakt dermatit olarak görülen likenoid reaksiyonlarıdır. Ağız içinde beyaz çizgilenme alanları, eritem (kırmızı) veya ülserasyon şeklinde görülebilen bu lezyonlar ağrılı olabilmesi ve beslenmeyi kısıtlayabilmesi nedeniyle hayat kalitesi açısından önem taşımaktadır. Diş hekimliği uygulamalarında biyolojik uyum açısından en ideal malzeme kuron köprü protezlerinde tam seramik restorasyonlar ve dolgu restorasyonlarında yine sadece seramikten yapılmış inley-onley restorasyonlardır.
Ağız Kokusu
Kötü ağız kokusu, çeşitli ülkelerde milyonlarca insanı etkilemektedir ve bu durumdan etkilenen bireyler için çok önemli bir sosyal problemdir. Erişkinlern yarısı ile üçte ikisi yaşamları boyunca en az bir kez ağız kokusu şikayetiyle dişhekimlerine müracaat etmektedirler.
Patolojik kaynaklı lokal faktörler nedeniyle oluşan ağız kokusu
- Ağız hijyeni yetersizliği
- Çürükler
- Diş apseleri
- Diş eti hastalıkları (Gingivitis, periodontitis, periodontal cepler)
- Kıllı dil
- Fissürlü dil
- Çekim yaraları
- Ülserasyonlar
- Dren koyulan kistler
- Kronik sinüzit, farenjit, tonsilit
Patolojik kaynaklı olmayan lokal faktörler nedeniyle oluşan ağız kokusu
- Tükürük akışının azalması (Yaşlılık, sjögren hastalığı)
- Çok sigara içme
- Menapoz
- Tükürük bezi hastalıkları
- Kötü yapılmış protezler
- Kötü yapılmış dolgular
- Ağızdan nefes alma
Bazı hastalıklar ile birlikte görülen ağız kokusu
- Diabet hastalığı: aseton kokusu
- Böbrek yetmezliği: Amonyak, idrar
- Karaciğer yetmezliği: Kadavra, amin
- Akciğer apseleri: Çürümüş et
- Gastrointestinal rahatsızlıklar, zehirlenme: Bozuk yumurta
Sistemil faktörler nedeniyle oluşan ağız kokusu
- Sindirilen yiyeceklerin metabolitleri
- Açlık halleri
- Aşırı alkol kullanımı
İlaçların sistemik etkisine bağlı ağız kokusu
- Bazı ilaçlar (kanser ilaçları, depresyon ilaçları, antihistaminikler, antikolinerjikler) tükürük azalmasına neden olarak ağız kokusuna neden olur.
Ağız Kanserleri
Oral kanserler, tüm kanserlerin yaklaşık %3’ünü oluşturmakta ve her yıl yeni 40 000 vaka ile artış göstermekte ve yine her yıl 12 000 kişinin bu hastalık nedeni ile kaybedilmektedir. Oral kanserler sıklıkla dilde görülmekte ve bunu orofarinks, dudaklar, ağız tabanı, dişeti, sert damak ve bukkal mukoza takip etmektedir.
Ağız kanserlerinde risk faktörleri
- Alkol, tütün ve tütün ürünleri kullanımı
- Beslenme
- Virüsler
- Genetik Yatkınlık:
- Hava Kirliliği:
- Güneş Işınları:
- Radyasyona Maruz Kalma:
- Yaş
- Kalıtım
- Prekanseröz lezyonların malign transformasyonu
- Kronik Mekanik İrritasyon (Uyumsuz dolgu ve protezlerin sürekli olarak ağız içine vurması sonucu meydana gelen yaralar)
Ağız kanserlerinin belirtileri
- İyileşmeyen kırmızı-beyaz renkli lezyonlar
- Ağız mukozasının yapısında ve renginde değişim
- Ağızda tekrarlayan kanamalar
- Konuşmada, çiğnemede ve yutmada güçlük
- Lezyonun tabanında sertlik
- Alttaki dokulara fiksasyon
- Ani diş veya dişlerin kaybı
- Lenfadenopati
- Ağrı ve hassasiyet
- Dil hareketlerinde kısıtlılık
- Çene hareketlerinde değişiklik
- Tat almada değişiklik
- Hiperestezi, parestezi veya anestezi (Uyuşukluk)
- Alt veya üst çenede meydana gelen şişlikler ve bunun sonucunda mevcut protez uyumunun bozulması
Ağız kanserinden korunma
Diş hekimleri lokalizasyonları nedeniyle oral kanserlerin erken teşhisinde önem taşımaktadır. Bu bölge kanserlerinin birçoğunun nedeni bilinmekte ve potansiyel olarak önlenebilir nitelikte olduğu kabul edilmektedir Erken tanı sayesinde daha yüksek oranda sağ kalım sonuçları elde edilebilmektedir. Ancak bugüne kadar etkin bir tarama yöntemi tanımlanamamıştır. Bu nedenle ağız içinde yara şikayetiyle başvuran hastaların iyi bir şekilde değerlendirilmesiyle erken tanı olası olabilir. Fakat hastaların bir kısmı ağızlarında meydana gelen lezyonları her zaman önemsememekte ve bu durum bir çok olguda erken tanıyı güçleştirmektedir. 3 haftadan fazla devam eden herhangi bir oral lezyondan malign patolojinin ekarte edilmesi için mutlaka biyopsi alınmalı, ilk biyopsi malignite açısından negatif gelse bile, klinik şüphe devam ediyor ise hasta kontrol altında tutulmalı ve biyopsi tekrarlanmalıdır.
Aft
Aft ağız içerisinde sıklıkla yanak ve dudak mukozasında, dil üzerinde, yumuşak damakta, farenkste, diş eti üzerinde görülen sarımsı- beyaz, etrafı kırmızı bir halka ile çevrili, yuvarlak veya ovaid oldukça ağrılı ülserasyonlardır.
Lezyonlar ortaya çıkmadan kısa bir süre önce, o bölgede yanma ve batma şeklinde bir his vardır. Minör lezyonlar () 5 ile 10 gün içinde iz bırakmadan, major lezyonlar (yaklaşık 1cm çapında veya daha büyük) ise 10 ile 30 gün içinde iz bırakarak iyileşirler. Tekrarlamalar genellikle bir kaç hafta ile birkaç ay aralıklarla olur.
Aftlar en yaygın olarak görülen ağız hastalığıdır. İnsanların %25’inde tüm yaşantıları boyunca iki veya daha fazla kez aft lezyonları meydana gelmektedir. Öğrenciler gibi seçilmiş gruplarda oran %50’den fazladır. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür. Genetik geçiş gösterdiği de bildirilmektedir.
Aftın oluş nedenini belirlemek için çeşitli araştırma yapılmıştır. Ancak aftın oluşumunu hızlandırıcı ve seyrini kötüleştirici birçok faktör saptanmasına rağmen nedeni tam olarak belirlenememiştir.
Hangi faktörler aft oluşumuna neden olur?
- Psikojenik Etkenler (Stres): Migren, yüksek tansiyon ve gastrit gibi birçok hastalığın nedenleri arasında kabul edilen stres aft oluşmasının en önemli nedenlerinden birisidir. Öğrencilerin sınav dönemlerinde aftöz lezyonlar oluşabilmektedir.
- Hormonal Değişiklikler: Hanımların menstrual (adet) dönemlerin aftlar oluşabilmektedir.
- Beslenme Bozuklukları: Gebelik, bağışıklı sisteminin zayıfladığı durumlar ve malign hastalıklar gibi vücudun daha fazla vitaminlere ihtiyaç duyduğu zamanlarda aftöz lezyonlar daha sıklıkla oluşmaktadır.
- Yiyecekler: Turunçgiller, sirke, turşu, patates cipsi, tuzlu ve baharatlı çerezler gibi ağız mukozasını tahriş edebilen yiyecekler aft oluşumunu hızlandıran önemli faktörler arasında sayılmaktadır.Bunların yanı sıra bazı bünyeler için alerjik olabilen kara buğday, çavdar, arpa, çikolata, fındık, kabuklu deniz hayvanları, soya, domates, bazı patlıcan, elma, incir, peynir gibi yiyecekle.de aft oluşumunu hızlandırırlar.
- Travma: Yanak dil dudak ısırma, sert yiyeceklerin tahrişi ve yumuşak olmayan diş fırçalama işlemleri ve iyi adapte olmayan protezlerin neden olduğu travmalar aftın oluşumunda en önemli faktörlerdir.
- Kan Tablosundaki Değişiklikler: Demir, Ferritin, B12 vitamini, Folik asit ve çinko eksikliği aft hastalarının çoğunda tespit edilmektedir.
- Sistemik Hastalıklar:Behçet hastalığı, Reiter’s Sendromu, Lökopeniler, Crohn’s hastalığı ve ülseratif kolitte de görülür.
- Behçet Hastalığı: Genital ülser, konjuktivit, retinit, lokositoz gibi, birçok sistemik belirtiler yanında ağız içerisinde oluşan tekrarlayıcı aftlarla kendini gösteren bir hastalıktır.
- Sigara Kullanımı: Bazen sigara içen hastalrada sigara içiminin durdurulması aftlara neden olabilir. Bunun nedeni sigara içilmesine bağlı olarak ağız mukozasının keratinizasyonunun artması ve travmalara karşı direncin yükseltilmesi sonucunda aftın daha az görülmesidir!!!
Aftların Tedavisi
Aft hastalarında; aftların başlangıç yaşı, nerelerde oluştukları (ağız içinde nerelerde oluştukları ve genital bölgede var olup olmadıkları), ne kadar sıklıkla meydana geldiği, var olan diğer hastalıklar, rsikolojik faktörler, yiyecekler, travma, menstruasyon gibi faktörler tedavisinde rol oynamaktadır.
Öncellikle aftın oluş nedeni belirlenmeye çalışılmalı, daha sonra aşağıda belirtilen uygulamalar yapılmalıdır.
- Protezler ve dolguların keskin kenarları düzeltilmeli
- Ağız hijyeni en iyi seviyeye getirilmeli
- Diş fırçasının tahrişini önlemek için daha yumuşak diş fırçası kullanılmalı
- Lezyonların üst yüzeyini kaplamada ve sekonder enfeksiyon ile mekanik travmaya karşı koruyucu jeller kullanılmalı
- Antiseptik ağız gargaraları kullanılmalı
- Antibiyotikli gargaralar kullanılmalı
- Sikatrizan olarak pastiller kullanılmalı
- Lokal streoidler kullanılmalı
- Yemeklerden önce lokal anestezik spreyler kullanılabilir.
Uçuk
Aft ile uçuk genellikle aynı belirtileri gösterdikleri için birbirleri ile karıştırılabilmektedir. Ancak aralarında birçok temel farklılık vardır: Aftlar; kesinlikle ağız içersinde oluşur, bulaşıcı değildirler ve meydana gelmelerinde virüs infeksiyonlarının rolü yoktur. Uçuk ise, hem ağız içinde ve hem de ağız çevresinde oluşabilir, Herpes Simpleks virüsler tarafından meydana gelirler ve dolayısıyla bulaşıcıdırlar.
Uçuk çıkmadan önce meydana geleceği bölgede yaklaşık 24 saat önce karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama meydana gelir. Bunu o bölgenin kızarması ve daha sonra içi sıvı dolu kabarcıkların (veziküller) ortaya çıkışı izler. Uçuk genellikle ağız içinde, dilde dişetlerinde, damak, yanak ve dudaklar üzerinde meydana gelir. Başlangıçta bu sıvı dolu kabarcıklar 3-4mm çapında etrafı kırmızı bir sınırla çevrili ağrılı lezyonlardır. Bu kabarcıklar yırtılıp patladıktan sonra üzerinde beyaz renkli bir membran meydana gelir. Bu membranlar kaldırıldığında ülserler ortaya çıkar. Ülserler ağrıya neden olarak yeme, içme ve konuşmada zorluk ve tükürük akışında artış gibi şikayetlerde neden olur. Hastalarda ayrıca halsizlik ve ateş görülebilir. Bir kaç gün içinde tüm ağız içinde veya çevresinde bu veziküller ortaya çıkar. Daha sonra bu veziküller birleşerek geniş ülserler oluşturur. Hastalık yaklaşık 2-3 hafta sonra iz bırakmadan iyileşir.
Uçuk Nasıl Bulaşır?
Uçuk, sıvı dolu kabarcıkların meydana gelmesinden , lezyonun kuryup kabuklanmasına kadar olan dönem boyunca bulaşıcıdır. Uçuklu insanın kullandığı havlu, bardak, çatal, kaşık vb. eşyalar ayrılmalı ve başkalarının kullanmasına izin verilmemelidir. Uçuğu olan bir kişinin özellikle bebekler, çocuklar ve diğer insanları öpmemelidir. Uçuğa dokunulmamalıdır. Dokunulursa eller çok iyi yıkanmalıdır. Göze dokunulması halinde keratokonjiktivit meydana gelebilir. Genellikle basit infeksiyonlar görülürken, hassas bünyelerde ciddi infeksiyonlara neden olabilir.
Uçuklar Neden Tekrarlar?
Uçuk virüsü vücuda girip ilk infeksiyonu yaptıktan sonra o bölgedeki sinir düğümüne girip yerleşir. Vücud bağışılık sisteminin zayıfladığı durumlarda ve stres, aşırı yorgunluk, uykusuzluk, aşırı güneş ışınları, geçirilen hastalıklar sırasında, menstrasyon dönemi, hamilelikte virüs aktif hale geçebilir ve uçuk tekrar meydana gelir.
Uçuk Tedavisi
Uçuk çıkmadan önce hissedilen karıncalanma, kaşınma, yanma, sızlama gibi şikayetler ortaya çıktığında kısa aralıklarla antiviral bir kremin uygulanması uçuğun cıkmasını engelleyebilir ya da çıksa bile daha hafif bir iyileşme sürecinin olmasını sağlayabilir.
Ağız Kuruluğu
Ağız kuruluğu, tükürük bezlerinin tükürük salgılama fonksiyonlarının azalmasıdır. Tükürük ağız içinde ıslaklığı ve kayganlığı sağlarken aynı zamanda mikroorganizmalara karşı koruyucu ve savaşçı bir görev yapmaktadır. Tükürük akış hızındaki azalma ağızda ciddi sorunların oluşmasına yol açabilir. Tükürüğün yıkayıcı etkisi yeterli olmadığında bakteri plağı ve yiyecek artıkları diş yüzeylerinde kolayca birikerek dişeti hastalıkları ve diş çürüğünün oluşumunu hızlandırır.
Ağız Kurluğunun Belirtileri
- Lokmaları çiğneyememe ve yutmada zorluk
- Konuşmada zorluk
- Çok su içme
- Dilde kuruluk ve yapışma duygusu
- Dilde ve ağız içinde yanma hissi
- Dudaklarda çatlaklar ve kuruluk
- Ağız kokusu
Ağız Kuruluğuna Neden Olan Faktörler Nelerdir?
- Tükürük bezi hastalıkları
- Ağız içi bakteri,virüs ve mantar enfeksiyonları.
- Yaşlılık: Bu etkili bir faktördür, tek başına etkili değildir.
- Sistemik hastalıklar: Sjogren's sendromu, Romatoid artirt, Bağışklık sistemi hasarı (Kanser, Lenfoma AIDS), Şeker hastalığı, Parkinson hastalığı da tükürük akış hızında azalma görülür.
- Burundan nefes almayı engelleyip dolayısıyla ağızdan nefes almayı zorunlu kılan burun problemleri
- Tükürük bezlerinin cerrahi olarak çıkarılması
- Radyoterapi: Baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapi sonrası tükürük bezlerinin etkilenmesi sonucunda salgılanan tükürüğün miktarı ve kalitesi düşer.
- İlaçlar: 400'ün üstünde ilaç türü ağız kuruluğuna neden olur: deconjestanlar, diüretikler, tansiyon ilaçları,antidepresanlar, antihistaminikler,...
- Kafein ve alkol tüketiminin artması
Ağız Kuruluğu Nasıl Tedavi Edilir?
- Öncelikle ağız kuruluğuna neden olan faktörler belirlenip, buna göre tedavi yapılmalıdır. Örneğin: Sebep olan ilaçların kullanımının en aza indirilmesi, Şeker hastalığı bulunanalarda vücuttaki su ve tuz dengesinin korunması gibi
- Sık sık yudum yudum su içilmeli
- Şekersiz sakız çiğnenmeli
- Sigara,alkol,şekerli yiyeceklerden uzak durulmalı
- Yaşanılan mekanın nemi ayarlanmalı
- Yapay tükürük ve ağız nemlendirici gargara veya jel kullanılmalı
- Ağız hijyeni en üst seviyeye getirlmeli
- Diş çürüklerinin önlenmesi için floridli diş macunu, jel, gargara kullanılmalı
- Bileşiminde alkol ve sodyum lauryl sülfat bulunan ağız ve diş bakım ürünlerini kullanımamalı.
Ağız Yanması
Ağız yanması sendromu ağız mukozasında klinik bir bulgu olmaksızın ortaya çıkan, meydana gelmesinde birçok faktörün rol oynadığı bir durumdur. Bu duruma tükürük azlığı, baş dönmesi, bulantı, baş ağrısı ve tad almada değişiklik eşlik edebilir.
Ağız Yanması Sendromunda Etkili Olan Faktörler
- Hareketli (takıp- çıkarılabilen) protezlerin uyumunda problemin bulunması
- Alışkanlıklar: Dil ısırma, dili devamlı hareket ettirme, diş sıkma
- Ağız içinde mantar infeksiyonları
- Diş taşları
- Ağız Hastalıklar: Oral Liken Planus, Coğrafik dil, Fissürlü dil
- Sistemik Faktörler: Menapoz, Şeker Hastalığı, B vitamini, folik asit ve çinko eksikliği
- Ağız kuruluğu
- Psikojenik faktörler: Depresyon, anksyete
Ağız yanmasının tedavisi, meydana gelmesinde etkili olan faktörlerin ortadan kaldırılması ile yapılmalıdır.